|
Filmlerin deşifresi:
1.film
Oktar Babuna: Arkadaşlar burada yine aynı oyun oynanıyor. Yargıtay'ın bir kararı oldu ama tamamen ideolojik, hatta Yargıtay'ın içindeki marksist bir yapılanmadan kaynaklanan eski böyle polis fezlekelerine, işkenceyle alınmış ifadelere dayanan hatta onların içinde bile olmayan ifadelerle dava devam ettirilmeye çalışılıyor. Halbuki siz de biliyorsunuz ki aynı davada aynı iddialarla Ebru Şimşek'in yalan söylediği ispatlandı, Fatih Altaylı'nın yalan söylediği ispatlandı ve davadan beraat verildi. Sayın Adnan OKtar'ı ve bütün burada yargılananları kapsayacak şekilde. Bütün bunlar şundan kaynaklanıyor aslında özünde. Özetle siz de biliyorsunuz ki Sayın Adnan Oktar'ın bütün dünya çapında 200 ülkesinde dünyanın Darwinizme, materyalizme, komünizme ve Türkiye içinde özellikle bölücülüğe, PKK'ya karşı çok etkili bir mücadelesi var. O kadar etkili ki, 2007 yılında bunun sonuçları görüldü. Biliyorsunuz Yaratılış Atlası'nın Fransa'da deprem etkisi oldu, Avrupa çapında etkileri oldu. Hatta Avrupa Konseyi'nin toplanıp, kitapları yasaklamaya yönelik karar çıkartmaya çalışıldığı görüldü. Bundan dolayı Türkiye içinde bu Bilim Araştırma Vakfı camiasına mensup ailelerden 3-4 tane özellikle Sabetaycı olanlar seçildi. Yani Sabetay Sevi'yi peygamber kabul eden… Eş değiştirme toplantıları düzenleyen, eşcinsel toplantıları düzenleyen, buna maalesef benim annem babam da dahil. Ben anne babamı reddediyorum. Mahkemeye başvurdum ve soyadımı değiştireceğim. Bu insanların anne babam olmasından da utanç duyuyorum. Hatta öyle ileri gittiler ki, iyice saldırganlaşmaya başladılar. Belki farkında değilsiniz siz bilmiyorsunuzdur ama bir kişi öldürüldü. Bilim Araştırma Vakfı'nın Genel Sekreteri Oben Karatepe'nin annesi Vandan Karatepe Cemal Karatepe tarafından öldürüldü, eski eşi. Cemal Karatepe de benim babam Cevat Babuna ve Semin Babuna, Türkan Akyüzalp, Emel Tezyapar, Firuzan Özgül gibi bu grupla görüşen ve onların kışkırtmasıyla bir cinayet işlendi. Sade bu değil, sürekli tehditler alıyoruz. Benim evime silahlı saldırı oldu. Kızkardeşimle beraber oturduğumuz eve 14 Mayıs'ta çıkmak zorunda kaldık. İki silahlı kişi babamların dairesinden çıkıyorlar. Bunlardan bir tanesi Çakır Gedik isimli ünlü bir katilin, azılı katilin oğlu, eroin kaçakçısı bir ailenin mensubu olan… Kerem Gürtuna benim daireme saldırdılar. O zamandan beri mahalleme dahi gidemiyorum. Niye bunlar oluyor? Şundan dolayı oluyor. Bizim hayat tarzımızı beğenmiyorlar. Neyi beğenmiyorlar? Bizim yaşadığımız mütedeyyin yani dini inançlarımıza, örflere, ananelere, geleneklere, Atatürk milliyetçisi, modern İslami yaşantımızı beğenmedikleri için bunu değiştirmeye çalışıyorlar. Biz onların istediği hayatı yaşamak istemiyoruz. Ben evimde babamın yaptıkları toplantılarda olduğu gibi jartiyerli, file çoraplı, elleri ayakları ojeli erkeklerin dolaşmasını, birbirlerine sarılmalarını, annemin o kucaktan o kucağa oturmasını istemiyorum. Bu hayatı yaşamak istemiyorum… Bunu silah zoruyla ve saldırgan ve cebir ve şiddetle değiştirmeye çalışıyorlar. Bu tabii olacak iş değil. Mahkemeye gelip duygu sömürüsü yapıyorlar. Üç tane… Sabetaycı toplantılar düzenliyorlar. Bunları biz yaşamak istemiyoruz. Biz modern insanlarız ama Atatürk milliyetçisi, vatanını milletini çok seven, bölücülüğe karşı faaliyet gösteren fakat mütedeyyin insanlarız. Muhafazakar insanlarız. Bunların yaşadığı hayatı yaşamak istemiyoruz. Bundan dolayı da saldırganlaşıp, mafya böyle tarikat karışımı bir grup oluşturdular. Çeteleştiler. Ve bu şekilde eylemler yapıyorlar. Dolayısıyla bu mahkeme de beraatle bitecek Allah'ın izniyle. Diğer ana davanın devamı olan Bilim Araştırma Vakfı davasında olduğu gibi. Sayın Adnan Oktar dünyanın en güzel ahlaklı insanı. Ben kendisini tanıyorum. Ben Nobel ödüllü bilim adamlarıyla çalıştım. Amerika'nın en iyi üniversitelerinde eğitim gördüm. Dünyanın en akıllı insanı. 265 tane kitabı var. Bakın Darwinizm, tüm bilimsel konular, tarih, sosyoloji, Kuran ağırlıklı 265 tane eser dünyada böyle bir eser veren kimse yok. Nasıl böyle bir çete reisi olabilir, nasıl böyle bir çete olabilir. Pırıl pırıl insanlar, bakın hepsi iş adamı. Benim kardeşlerimi görüyorsunuz. Çeteye benzer bir yanımız var mı? Ben beyin cerrahıyım. New York Üniversitesi'nde eğitim gördüm. San Francisco da eğitim gördüm, California Üniversitesi Berkeley de eğitim gördüm. Londra Üniversitesi'nde eğitim gördüm. Böyle çete mi olur? Böyle bir yapı mı olur? Burada belli ki fikri bir çalışmadan dolayı rahatsız olan Darwinist, komünist, ateist çevrelerin bu derin devlet, komünist derin devlet çetesinin kışkırtmalarıyla üç tane Sabetaycı aileyi davanın üstüne sürüp bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Tabii olacak iş değil. Mesela davanın avukatı yukarıda çok enteresan bir laf etti. Darwinist olduğunu, evrimci olduğunu, maymundan geldiğini, biz keşke maymundan gelsek gibi de bir laf etti, ipe sapa gelmez bir laf. Yani bu olayın şeyini gösteriyor. Yani ben evrimci olduğum için, Darwinist olduğum için buradayım dedi. Ona karşı olduğum için buradayım dedi. Ve iftiraları sıraladı. Tabii olacak iş değil.
2.film
Oktar Babuna: Sadece Adnan Oktar'ın biliyorsunuz başından bir çok komplolar geçti. Önce Akıl Hastanesi'ne kapatma girişimleri oldu. Yahudilik Masonluk kitabı çıktığından dolayı. Daha sonra kokain komplosu düzenlendi. Eve gelen Narkotik Şube'nin polisleri eve kokain paketleri getirip, çünkü bu mahkeme kararıyla tespit edildi. Bunun kokain komplosu olduğu, yemeğine karıştırıldığı tespit edildi gözaltındayken. Beraat çıktı. Ardından 1999 yılında biliyorsunuz 2000 polisli bir operasyon oldu. O dönem Organize Şube'nin müdürü olan Adil Serdar Saçan, Ahmet İhtiyaroğlu gibi memurlar bugün polislikten atıldılar, işkence görmekten dolayı. Ahmet İhtiyaroğlu hapse girdi. Ve bu davanın yargılanan sanıklar tarafından, yargılananlar bakımından dava açıldı işkence suçundan. Dolayısıyla işkenceyle alınan bu ifadeleri gördüğünüz zaman zaten farkedeceksiniz. Bir insan hiç kendiyle ilgili o kadar saçma sapan, ağır ifadelerde bulunur mu? Bunlar işkenceyle imzalatılmış, görmeden imzalatılmış ifadeler. Bunlara dayanarak yargılama yapılmaya çalışılıyor. Tabii bu da çok enteresan. 6-7 senedir devam eden bir dava süreci sözkonusu. Biliyorsunuz zamanaşımı oldu, diğer davada ama beraat oldu. Yani beraat demek şu anlama geliyor. Siz az çok hukuk da bilirsiniz, bu adliyenin gazetecileri olduğunuz için. Beraat demek zaten orada hiçbir alehyte delil, hiçbir suç, hiçbir suçlu olmadığını kanıtlayan bir şey demektir. Dolayısıyla Ebru Şimşek'in ve Fatih Altaylı'nın iddialarının yalan olduğu, hiçbir şikayetçi olmadığı zaten kanıtlanmıştır.
3.film
Oktar Babuna: Diyorlar ki çocuklarımızı seviyoruz, eve gelsinler falan. Ben biliyorsunuz çok ağır bir hastalık geçirdim. Bugün Richter sendromu denen hastalık, bu dünyada yaşayan tek hastayım. Amerika'da internet sitelerine bastılar, broşürlere bastıklar . Benden başka yaşayan hasta yok. Böyle bir tedavi sürecinde ben 7 sene tedavi oldum Amerika'da. 7 sene boyunca iki kemik iliği nakli geçirdim. 14 kez kemoterapi geçirdim. 100 bine yakın hap yuttum. Şimdi düşünün, kendi anne babalarınızı düşünün. Siz hastalansanız anne-babanız size bakmaz mı? Çok doğal birşeydir bu değil mi? Sağlıkları el verdiği sürece yanınızda olurlar, hastalığınızla ilgilenirler. Benim annem Semin Babuna bir kere bile gelmedi Amerika'ya. Her tarafa seyahatlere gidiyor Amerika'ya defalarca gitti. O sırada ben orada bulunduğum süre içerisinde babam Amerika'ya geldi ve beni görmeden geri döndü. Tesadüfen yakaladım ben telefon açtım eve. Orada olduğunu öğrendim, çok şaşırdım yani bir başka şehire gelmiş, Washington eyaletine gelmiş. Bende Houston'dayım. Çok hafif bir uçağa atlasa benim yanıma gelebilir. Gelmeden, beni görmeden geri döndü. Parayı kestiler. Kampanyayı durdurmaya çalıştı, baltalamaya çalıştı. Bakın ben size bir örnek daha vereyim. İlk defa benim akrabalardan uygun kemik ilği nakli, kemik iliğini aramam gerektiği söylendiğinde doğal olarak akrabalarımızı eve çağırdık. Ben bir doktor arkadaşımdan rica ettim, kan alacaklar. Hemen annemi babamı aradım daha kampanya olmadan önce olan bir olayı anlatıyorum size. Dedim ki, yani baba dedik akrabalar gelecek benim de bir arkadaşım gelecek. Dolayısıyla Çapa'ya hastaneye kadar gitmene de gerek yok, zahmet etmene de gerek yok. Evde alıp götürecek bir arkadaşım. Bana telefonda ne dedi biliyor musunuz? Akrabalar dedi bu iş için rahatsız edilir mi, siz manyak mısınız dedi. Ben orada ölüyorum, ölmek üzereyim. Zaten başka hiçbir tedavi yok, her doktor öleceksin diyor. Akrabalardan kan bakacağız ki uygun kemik iliği var mı. Bana manyak mısın diyor telefonda. Zaten kampanyada da benim yaşama ümidimin olmadığını, Türk halkının bu şevkini kıracak şekilde hareketler yapmıştı. Daha sonra bizde televizyona çıkmasını yasaklamıştık. Böyle bir anne-baba olabilir mi? Parayı kesti, çok parası olduğu halde. Ben kendi malımı mülkümü satarak, kızkardeşlerim de kendi mallarını mülklerini satarak karşılamak zorunda kaldık. Bu nasıl annelik babalık, nerede sevgi? Annem bir kere bile gelmedi. Hatta çağırdık. Ben dedim ki, benim kızkardeşlerim bakıyordu, ablam dedim bir haftalığına bir dönsün, nefes alsın. Çocukları bırakıp gelmişti. Çocukları da bayağı ufaktı o zaman. 13, 14 yaşındaydılar. Bana ne cevap verdiler biliyor musunuz? İşim var dedi. İki gün sonra öğrendim ne işi olduğunu, Bodrum'a gitmiş. Yani siz bunları gördüğünüzde sorun ona hani çocuğunuzu çok seviyordunuz, niye Amerika'da bir kere yanına gitmediniz, niye bir kere sağlığıyla ilgilenmediniz hasta iken, ölmek üzere. Ya insan der ki, ölmeden önce der oğlumu bir kere göreyim der hiç olmazsa. Bunlar böyle zaten, bunların nasıl ahlak yapısı olduğunu gösteriyor. Bu zaten Sabetaycılıktan gelen yani bunların böyle dışı Müslüman, televizyona çıkıp Müslüman programları yapıyordu, içi Yahudi. Geceleri ağlayarak Tevrat okur her zaman mum ışığında. Bunu tabİi ki Türk halkı bilmiyor. Ben de bugüne kadar anlatmıyordum ama anlatmak zorunda kaldık, yaptıkları toplantıların ahlaksızlığını vesaire. Dolayısıyla öyle çocuk sevgisi falan da yok. Bu tamamen ideolojik bir savaş yani bunu Adnan Bey'in fikirlerinden rahatsız olan bazı çevreler hatta bunlar Avrupa çapında oldu. Bunların kışkırtmasıyla böyle işte gelip buraya duygu sömürüsü yapıp güya işte evlerinden..., böyle suç mu olur? Yani bugün biliyorsunuz sizin de olabilir anne babayla fikir anlaşmazlığı. Mesela sağcı aileler var, solcu çocukları var. Solcu aileler var, sağcı çocukları var. Bunlar birbirine mi giriyor, birbirini öldürmeye mi çalışıyor? Böyle bir konu mu var? Tabii ki yok yani ortada oynanan oyun çok açık. Sayın Adnan Oktar'ın faaliyetlerini durdurabilmek için ama Allah'ın izniyle bu da olmayacak. Türkiye'de çok önemli değişiklikler oluyor. Dünyada çok önemli değişiklikler oluyor ve Sayın Adnan Oktar vesile oluyor buna. Yani 2007 yılında Darwinizmin, evrim teorisinin, komünizmin dünya çapında beli kırıldı. Buna da Sayın Adnan Oktar'ın eserleri vesile oldu. 200 ülkesinde dünyanın internet sitelerine giriş 40 milyonun üzerinde, 265 kitap okunuyor. Ben dünyanın çeşitli üniversitelerinde konferans veriyorum. Mesela İngiltere'de en son 15 üniversitede konferans verdim. Dünya çapında tanınıyor, saygı duyuluyor eserleri ve fikirleri kabul görüyor. Böyle çete reisi mi olur? Yani dolayısıyla mahkeme de içi boş bir mahkeme, yargılama içi boş bir yargılama. Yargıtay'ın kararı da tamamen ideolojik. Bundan kaynaklanıyor olaylar.
4.film
Hüma Babuna: Hep olayın perde arkasında ne var diye düşünüyordu bazı insanlar. Bunların Sabetaycı oldukları da, Darwinist oldukları da ortaya çıktı. Ayrıca da yukarıda zaten Rezzan Aydınoğlu kendi ağzıyla ikrar etti. Edip Yüksel'in kontrolünde bir çete oluşturdular. Bilim Araştırma Vakfı mensuplarının evlerine silahlı saldırılar yapıyorlar. Yolda durdurup haraca kesiyorlar. Üsküdar'da Kadıköy Asliye Ceza Mahkemeleri'nde bu konularla ilgili dava açıldı. Basın mensubu olarak da bunların üstüne gitmenizi rica ediyorum. Ayrıca 40-45 hatta 60 yaşında insanlar var aramızda. Bilim Araştırma Vakfı camiasından kişiler bunlar. Kendi isteğimizle istediğimiz vakıfla faaliyet gösteririz. Adnan Bey'i çok seviyoruz. Bunu da açıkça söylemekten gurur duyuyorum ben. Ömrümün sonuna kadar saldırsalar ömrümün sonuna kadar da Adnan Bey'e destek vermeye devam edeceğim. Annem babam değil bir kaç milyar annem babam gibi insan çıksa karşıma yine de fikirlerimden vazgeçmeyeceğim inşaAllah. Allah'ın izniyle doğru yoldayız, herkes de buna şahit.
5.film
Hüma Babuna: Annem ve babamın esasında Cevat Babuna ve Semin Babuna'nın amacı, bize, bize sevdiklerinden dolayı böyle bir şey yapmıyorlar esasında.Yani bizi eve döndürmek falan değil amaçları. Adnan Bey'e ve faaliyetlerine duydukları husumet sebebiyle bunu sebep göstererek bu saldırının içindeler. Esasında ömrüm boyunca mesela bana hiçbir zaman sevgi göstermediler. Şefkat göstermediler. Şimdi mahkeme karşısına çıkıp evladımdan kopartıldım, işte ayrı düşürüldüm diye birtakım yalan beyanatlarda bulunuyorlar. Bu tamamen iftira. Adnan Bey'in şahsını hedefledikleri için böyle bir şey yapıyorlar. Esasında bana zerre kadar sevgi duysalar, yani şefkatle yaklaşsalar zaten böyle bir hareketin içinde olmazlar. Kendi evletlarının seçimine saygı duyarlar, fikirlerine saygı duyarlar.
6.film
Hüma Babuna: Evet, bizim evimize bir saldırı oldu. Kerem Gürtuna ve Zihni Gedik adındaki kişiler erkek kardeşimin ve bizim birlikte yaşadığımız eve bir silahlı saldırı yaptılar. Annem ve babam bu saldırı dolayısıyla azmettirici olarak yargılanıyorlar şu anda Kadıköy'de Asliye Ceza Mahkemesi'nde. Bu saldırganlar gözaltına alındı. Şu anda yargı süreci devam ediyor.
7.film
Tuba Babuna: Ben Tuba Babuna. Cevat Babuna ve Semin Babuna'nın kızıyım. Şu anda benim annem de içeride. Mahkemeye birtakım yalan iddialarda bulunuyor. Son yıllarda özellikle Adnan Bey ve Bilim Araştırma Vakfı mensuplarına yönelik birçok iddiaları oldu. Benim evden ayrılma kararım tamamen kişisel kendi kararımdır. Sayın Adnan Oktar'ın ve Bilim Araştırma Vakfı mensuplarının bunda en ufak bir etkisi yok. Hiçbir şekilde etki altında ya da baskı altında bu kararı almadım. Bu kararı almamın sebebi ailemle olan inanç çatışmamdır. Ailem Sabetayist insanlar. Ben Ehli Sünnet inancına bağlı Müslüman bir insanım. Benim annem Yahudi dönmesidir. Babam da Yahudi dönmesidir. Annem Selanik dönmesidir. Babam anne tarafından Selanik dönmesi, baba tarafından da Köprülü dönmesidir. Ve Sabetay Sevi adındaki bir insanın peygamber olduğuna inanıyorlar. Ben Ehli Sünnet inancına bağlı olduğum için benim peygamberim Hz. Muhammed, kitabım da Kuran'dır. Bu konuda benim üzerimde çok büyük bir baskı kuruyorlardı. Özellikle son yıllarda. Babam ve annem kendisini dışarıya karşı Müslüman gibi gösteriyor ama normalde Yahudi inancını yaşayan insanlar. Mesela benim babamın evde özel bir dua odası var. Her akşam o odaya girip Tevrat'ın Mezmurlar bölümünü ezbere okuyan bir insandır. Annem de babam da Tevrat'ın birçok bölümünü ezbere bilirler. Ezberden okurlar. Kendilerine ait özel bayramları vardır. Kendilerine ait özel duaları vardır. Haftasonu bunu yaparlar. Küçüklüğümden beri bu şekilde yaşıyorlar. Ama ikisi de sükseye meraklı, itibara meraklı insanlar oldukları için kendilerini mazbut ve dindar olarak gösteriyorlar. Ve muhafazakar çevrelerden kendilerine taraftar topluyorlar. Ve aslında burada sol odaklı bir iftira kampanyasının da aleti oluyorlar. Çünkü bunların bu dindar imajlarını kullanıyor bu insanlar. Özellikle sol odaklı iftira kampanyasını yürütenler. Bu şekilde hem üzerlerinden dikkati dağıtmaya çalışıyorlar hem de sağcı çevreleri de, muhafazakar çevreleri de Sayın Adnan Oktar'a karşıymış gibi göstermeye çalışıyorlar. Halbuki bu tamamen bir oyundan ibarettir. Evden ayrılma kararımın sebebi beni Müslümanlığımı istediğim şekilde yaşamama izin vermemeleridir. Daha sonra da bu konuyu bir gurur meselesi haline getirdiler. Ve tehdit ederek, zorla bizi eve döndürmeye çalıştılar. Biliyorsunuz bu konudaki şikayetlerimiz savcılıklarda devam ediyor. Çeşitli soruşturmalar var bu konularla ilgili. Beni sürekli arayıp tehdit ediyorlar. Eğer eve canlı dönmezsen, seni cansız döndürtürüz. Ayaklarına sıktırtırız, dövdürtürüz, yaralatırız. Etrafta adam öldürmek için, adam öldürmeye hazır, üç kuruş için adam öldürmeye hazır bir sürü insan var, diyorlar. Bu insanları kullanarak rahatlıkla seni öldürtebiliriz diyorlar. Konunun aslı budur. Benim evden ayrılma kararımın özü de buna dayanıyor. Benim Sayın Adnan Oktar'dan veya Bilim Araştırma Vakfı mensuplarından en ufak bir mağduriyetim hiçbir şekilde yok. Bir baskı altında olmam da mümkün değil. Çünkü İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunuyum. Daha sonra Koç Üniversitesi'nde eğitimime devam ettim. Yüksek lisans yaptım. Benim gibi bir insanın, aydın bir insanın, çağdaş bir insanın, hakkını rahatlıkla arayabilecek bir insanım. En ufak bir mağduriyetim olsa, ki bu konularla ilgili defalarca ben annemle babamla aramdaki bu konularla ilgili defalarca Emniyet'e gittim, polise gittim. Şikayetlerde bulundum. Savcılarla özel görüşmelerim oldu. Herhangi bir şekilde bir mağduriyetim olsa bunu çok rahatlıkla dile getirebilirdim. Benim annem ve babam materyalist zihniyette insanlardır.
Dikkat ederseniz babam televizyon programlarına çıkıp sürekli olarak bize ne kadar fazla harcama yaptığını, bizi paralar vererek okuttuğunu, berber paralarımızı karşıladığını, yemek masraflarımızı karşıladığını anlatıyor. Malını kaybetmiş bir insanın, iflas etmiş bir tüccarın öfkesini yaşıyor şu anda. Ve mahkeme mahkeme dolaşıp malını geri almanın heyecanı içinde hareket ediyor. Halbuki, ben inançlı Müslüman bir insanım. Benim sevgim, tehdit yoluyla, zorla, para yoluyla kazanılmaz. İnşaAllah ben insanları ahlakına, ruhuna ve vicdanına göre değerlendiriyorum. Anne babama karşı sevgim de bu ölçüde inşaAllah. Eğer namuslu, dürüst, doğru bir hayat yaşarlarsa onlarla görüşmemem için hiç bir sebep yok. Ama şu anda yaşadıkları hayat çok gayri ahlaki bir hayat. Ve benim dinime saygı göstermiyorlar. Dinimi yaşamama engel olmaya çalışıyorlar. Bu nedenle de kendileri ile görüşmüyorum. Ayrıca son derece tehlikeli bir ortam var. Tehdit altındayım. Can güvenliğimi sağlamak için çeşitli yetkili mercilere taleplerde bulundum. Bu ortamda annemle babamla görüşmemem tabii ki çok doğal ve akılcı. O yüzden bu yalanlarına itibar edilmemesini ve bunun bir oyun olduğunun bilinmesini istiyorum. Bu kadar. Sizin sorunuz varsa?
Muhabir: Bu ailelerin arkasında kimler var?
Tuba Babuna: Sol odaklı bir iftira kampanyası olduğunu düşünüyorum. Masonların olduğunu düşünüyorum. Çünkü Sayın Adnan Oktar'ın biliyorsunuz 30 yıla yakındır devam eden bir mücadelesi var. Özellikle bölücü ideolojiye karşı, materyalizme karşı, komünizme karşı çok kuvvetli bir mücadelesi var ve etkili bir mücadelesi var. Bu mücadeleyi durdurmak isteyenler, bu hizmeti durdurmak isteyenler bu ailelerin bu mazbut ve muhafazakar görünümünü kullanarak bu iftira kampanyasını yürütüyorlar. Ama demin de dediğim gibi benim babam her akşam dua odasında ayakta sallana sallana Tevrat okuyan bir insan. Gözleri yaşlar içinde. Annem de aynı şekilde. Yahudi inancına mensup insanlar. Normalde Müslümanlık ile hiçbir alakası olmayan insanlar. O yüzden bu görünümlerine aldanmamanızı rica ediyorum. Materyalist zihniyette insanlar. Tamamen kullanılıyorlar. Bu odakların, sol odakların kışkırtmasıyla bu iftiraları atıyorlar. Söyledikleri şeyler tamamen asılsızdır ve tamamen yalandan ibarettir.
Muhabir: Bu basına yansıyan bir öldürülen anne olayı vardı. Acaba...
Tuba Babuna: Evet. Bilim Araşatırma Vakfı Genel Sekreteri Oben Karatepe'nin annesi Vandan Karatepe öldürüldü. Kocası Cemal Karatepe tarafından. Vandan Hanım bizim çok sevdiğimiz bir insandı. Milliyetçi, muhafazakar bir insandı. Dindardı, ihlaslıydı ve Adnan Bey'e karşı çok büyük bir sevgisi vardı. Beraber Harun Yahya kitaplarını okuyorduk. Beraber namaz kılıyorduk. Ve bize sürekli olarak kocasının bu inancından dolayı ve Harun Yahya'ya olan sevgisinden dolayı kendisini tehdit ettiğini, hiçbir şekilde görüşmesini istemediğini söylüyordu. “Gel beraber Cevat Beyler'le görüşelim. Cevat Babunalar'la görüşelim. İşte onlara sürekli bağlantı halinde olalım. Eğer bu şekilde devam ederse ben seni öldürürüm. Oğlumu da öldürürüm bak” falan gibi tehditlerde bulunduğunu bize söylüyordu. Ve daha sonra da biliyorsunuz kocası tarafından iş yerinde öldürüldü. Ve Cemal Karatepe'nin Cevat Babuna ve etrafındaki insanlarla yani babam annem ve etrafındaki insanlarla bağlantı halinde olduğunu da ben Vandan Hanım'dan öğrenmiştim. Şimdi böyle bir durum var. Daha sonra Vandan Hanım'ın öldürülmesinden sonra babamla annem beni tekrar aradılar. “Sıra sizde” dediler. “Onun öldürülmesi gibi bak sizi de cansız getirteceğiz buraya” dediler. “Bundan ibret almıyor musun” dediler. Gene tehditlerde bulundular. Bu konularla ilgili de soruşturmalar devam ediyor. O yüzden böyle riskli bir ortamda benim ailemle görüşmem onlarla birlikte yaşamam tabii ki mümkün değil. Yani benim evden ayrılma kararım tamamen can güvenliğimin olmaması ile ilgili. Ve bu konuda beni tehdit etmeleri ile ilgili.
8.film
Ceyda Ertüzün: Gençlerin baskı altında tutulduğu, ailelerinden koparıldığı, beyinlerinin yıkandığı iddia ediliyor. Böyle bir şey mümkün değil. Ben 45 yaşındayım. Çocuklarım 19 yaşında ve 22 yaşında, üniversite öğrencisi. Çocuklarımla beraberim, çocuklarımdan koparıldığım, görüştürülmediğim de doğru değil. Ailemin iddiaları tamamen mesnetsiz. Saçma sapan iddialar. Onların yaşadıkları hayat tarzını benimsemediğimiz için, onların gayri ahlaki yaşantılarını, farklı din anlayışlarını benimsemediğimiz için bizimle ilgili bu şekilde iddialar ortaya atıyorlar ve bunun sorumlusu olarak da Sayın Adnan Oktar Beyefendi'yi sorumlu tutuyorlar. Onun kitaplarını okuduğumuz için, onun fikirlerini benimsediğimiz için böyle bir hayat tarzını seçtiğimizi düşünüyorlar. Adnan Oktar Beyefendi çok milletine, memleketine faydalı, samimi bir Müslüman. Gerçekten onun kitaplarından çok etkilendik. Çok milliyetçi, vatanperver, üniter devleti savunan bir insan. İnsanlığa çok faydalı. Çok faydalı eserler devamlı arz ediyor. Beyinlerimizin yıkandığı, bu konuda 40 milyon insan eserlerini takip ediyor, internetten indiriyor. 40 milyon insanın da mı beyinleri yıkandı. Ailesiyle aynı görüşte olmak zorunda değildir hiçbir evlat. Farklı düşünebilir ama bizimkiler şiddete başvurdular. Silahlı saldırıya başvurdular. Gelip burada 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yalancı tanıklık yaptılar. Bilim Araştırma Vakfı camiasının aleyhinde iftira attılar. Benim ve çocuklarımla ilgili de iftiralar attılar. Bunların hepsi gerçek dışı. Saçma sapan iddialar. Gördüğünüz gibi biz savcılıklarda bugüne kadar Emniyet'te, mahkemelerde gidip yetkili makamlar karşısında ifade verdik. Eğer böyle bir baskı altında olsak, zorla alıkonulsak, onların karşısında bunu kendimiz ifade ederdik zaten. Böyle bir şey çok saçma. Gördüğünüz gibi hepimiz karşınızdayız, aklı başında insanlarız, eğitimli insanlarız. Bilim Araştırma Vakfı camiası da böyle kişilerden oluşuyor zaten.
9.film
Emre Ertüzün: Emre Ertüzün, kardeşim de Erdem Ertüzün. Biz Cevat ve Semin Babuna'nın torunlarıyız. Burada anneannemiz ve dedemiz son zamanlarda Bilim Araştırma Vakfı'na karşı çok çirkin yalan ve iftiralarda bulunuyorlar. Ve birtakım gerçek dışı suçlamalar öne sürüyorlar. Bizim onlarla beraber yaşamadığımızı söylüyorlar. Biz onlarla ahlak dışı yaşantılarından dolayı beraber yaşamıyoruz. Onların yaşam tarzlarından son derece rahatsızız. Ve biz Müslüman, Kuran ahlakına göre yaşayan insanlarız. Onların yaşamları ise tamamen bizimkinden çok farklı ve bu yüzden onlarla beraber yaşamıyoruz. Fakat onlarla birlikte olmamamızdan dolayı bu sefer zor kullanmaya başladılar ve mafyavari yöntemlerle bize karşı saldırmaya başladılar. Dayımın kapısına bir kiralık katil gönderdiler. Ve bu şekilde mafyavari yöntemlerle bana ve aileme, anneme, dayıma, teyzemlerime karşı ve Bilim Araştırma Vakfı'na karşı saldırılarda bulunuyorlar. Bu ekip aslında büyük suçlar işliyor. Burada adaleti meşgul etmiş oluyorlar. İftira atmış oluyorlar adalet önünde, hukuk önünde. Çete oluşturmuş oluyorlar. Şantajı kendileri yapıyorlar. İftira atıyorlar. Bu şekilde biz de burada şahitlik etmek için bugün bu mahkemeye geldik.
Muhabir: Sizin zorla tutulduğunuz söyleniyor. Doğru mu bu grup tarafından?
Emre Ertüzün: Yani bu tamamen saçma, saçma sapan bir iddia. Ben 22 yaşındayım, kardeşim de 19 yaşında. Reşit insanlarız ve zaten anneannemden önce bizim annemiz var. Yani en yakın ailemizin ferdi olarak annemiz var. Annemin böyle herhangi bir şikayeti yok. Zaten annemle beraber yaşıyorum. Yani anneannem, yani o zaman her akrabam benimle yaşamıyor diye iddia etsin. Yani bu ne kadar saçma bir şey. Bir de kanunen Türkiye'de hak verilmiş insanlara, 18 yaşından sonra reşit sayılıyor ve istediği yerde yaşayabiliyor. Aileyle yaşayacak diye kimsenin bir zorunluluğu yok.
Erdem Ertüzün: Onlar Müslüman olsalar, güzel ahlak gösterip güzel yaşantı yaşasalar biz zaten onlarla yaşarız. Ama böyle değil, hayatları çok rezilliklerle dolu. Biz de hayatımızı Müslüman gibi yaşıyoruz. O yüzden onlarla beraber kalmıyoruz. Bundan dolayı da artık bizi açık açık tehdit etmeye başladılar. Telefonla arayıp mafya taktıracağını peşimize, vurdurtacağını, açık açık bunları söylüyor. Biz de vazgeçmeyi düşünmüyoruz, çünkü düşüncemiz böyle. Hiçbir zor, baskı altında değiliz. Yani öyle bir halimiz zaten var mı yani? Reşit insanlarız. Üniversite öğrencisiyiz. Biz hayatımızı Müslüman gibi yaşamak istiyoruz.
Erdem Ertüzün: Bu anneannemin ve dedemin tehdit konularıyla ilgili de savcılıklarda devam eden soruşturmalar var. Benim ve kardeşimin şikayetleri var. Yolda önümüz kesildi ve tehdit aldık. Bu anneannem ve dedem tarafından azmettirilen kişilerden bu şekilde de savcılıklarda, adli makamlarda konu ile ilgili soruşturmalar devam ediyor şu anda.
Emre Ertüzün: Bunlar zaten annenannem Semin Babuna ve Cevat Babuna da ne dayımı gerçekten seviyorlar, ne de bizi seviyorlar. Dayımın hastalığında bir kere bile görmeye gitmediler yanına. Ben de mesela bir kalp ameliyatı geçirdim, hiç benimle de ilgilenmediler. Benim yanıma da gelmediler. Arıyordum, tatilde çıkıyorlardı mesela. İnsan bir kere merak eder. Hadi bana karşı bu tutumlarını anlayabiliyorum, ben torunlarıyım, bir sevmemezlik olabilir de, çocuğunu direkt ölüme bırakması, hiç ilgilenmemesi tabii bu anlaşılmayacak bir şey. Herkes zaten şaşırıyor buna anlattığım zaman.
Erdem Ertüzün: Tabii, ben kardeşim kalp hastası olduğunda dedemin yanına gitmiştim. Türkiye'de Bingür Sönmez en ünlü kalp cerrahı. Bingür Bey'le görüştüğümüzde bu ameliyatı ben yapamam dedi, bu değişik bir durum bununla ilgili ancak Amerika'da tedavi olabilir dedi. Ben bunu dedeme söyledim ve yardım istedim dedemden, dede dedim şu anda gücümüz yetmiyor, bize maddi yardımda bulunabilir misiniz dedim. İmkanı olmasına rağmen bunu kabul etmedi. Dede dedim ya sakat kalırsa çocuk, bunu nasıl senin vicdanın kaldıracak dedim. Beni evden kovdu bu lafımın üzerine. Yani kesinlikle bize karşı hiçbir sevgileri yok.
|